MUCİZE KURSU ardından ...

SİNEM BAYER 'in köşe yazısı.

Dünyamıza bizler için gönderilmiş melekler.

Çok ama çok sıkıntılı olduğunuz dönemleriniz olmuştur.

Herşeyin çok ters gittiği, beklediklerinizin bir türlü gelmediği, istediklerinizi yapamadığınız, hedeflerinizi başaramadığınız, çok özlediğiniz ama kavuşamadığınız, tamamen sıkışıp kaldığınız, hep nefesinizi tuttuğunuz ama bunun hiç farkında olmadığınız, uyuyamadığınız, yiyemediğiniz, tıkanıp durduğunuz....

Yada, istediğiniz herşeyiniz varken yine de hep birşeylerin eksik olduğunu hissettiğiniz ama ne olduğunu tam olarak keşfedemediğiniz, çözüm için yaptığınız her kımıldanışınızda biraz daha derinlere çekildiğinizi farkettiğiniz,'' Tamam artık bu kadar, daha da dipte olamam.'' dediğiniz ama yüzeye de çıkamadığınız, bir türlü tam ve bütün olamadığınız...

Hepimizin olur veya olmuştur bu ve türevi ruh hallerimiz. Hergün sabah ''Tanrım umarım bugün hepsi biter ve aydınlığa kavuşurum.'' dersiniz ve aradan önce haftalar sonra aylar hatta yıllar geçer. Bekleriz, bekleriz,bekleriz ama o gün gelmez bir türlü. Ve birgün öyle bir an gelir ki , siz artık sığamazsınız yeryüzüne ve gökyüzüne....Taşarsınız...

İşte tam o an karşınıza biri çıkar aniden. Ve olaylar öyle gelişir ki siz anlarsınız, O insan neden yolunuza çıkmıştır tam da o anda.

Bu bana oldu... Çok yakın bir zamanda. Bunu sizle paylaşmalıyım, bu çok özel insanı size tanıtmalıyım ki sizin de yolunuz aydınlığa, ışığa, farkındalığa, huzura ve mucizelere doğru yön değiştirsin hemen.

Uzun süredir hakkında okuduğum, etrafımdan duyduğum ama bir şekilde bir türlü irtibata geçemediğim bir çalışma grubu vardı. Uzaktan benim için çok iyi olduğunu bildiğim ve çok derinden sezdiğim halde henüz vakti gelmemiş olmalı ki temasımız olamamıştı. Ama bir gün gayet ilgisiz bir ortamdayken tanıtım seminerinin olduğunu öğrenip çok aniden atlayıp gittim, gidebildim. O gün, ben oraya ulaşabileyim diye tüm trafik lambaları yeşil yandı ardı ardına, tanıtımın olacağı binanın tam önünde park yeri buldum, doksan ayrı işim o gün sabahtan bir çırpıda bitti ve ben başlangıcından çok daha önce ulaştım oraya. İçeriye girdiğim anda ortamdaki ışıklı enerji tamamen sarıp sarmaladı beni ve dedim ki '' Tamam ben ait olduğum yerdeyim.''

Tanıtım semineri başladı. Çok uzun boylu, incecik bedenli, gözlerinin en içi gülen bir güzellik, tamamen gerçek saf bir ışık topu, çok yüksek bir bilinç, geçti karşımıza ve başladı anlatmaya. O anlattıkça ben, kalbimin bir çiçek gibi yaprak yaprak açıldığını, çok eskiden bildiğim en dipteki Ben olan gerçek Ben' in, tekrar yüzeye çıktığını hissettim çok derinlerde bir yerlerimde.
Dinledim, dinledim sessizce ve farkettim ki çok uzun zamandır ilk kez gülümsüyorum ben, hem de kocaman. Oradan çıkarken yürüyordum elbette ama ayaklarım yere değmiyordu kesinlikle. Süzülerek döndüm evime ve ilk kez o gece insani bir saatte uykum geldi. Çok derin uyudum.

Sonrasında beni kim tutabilir pek tabii ki, hemen irtibata geçildi ve buluşuldu, konuştukça yakınlaşıldı.Her öğretisinde, her cümlesinde aslına çok iyi bildiğim ama yaşamsal karmaşadan üzerini kalın bir sis tabakası kaplamış herşeyi yeniden hatırladım.
Çünkü yaşam insanları, hepimizi, maddi hedeflerimiz, okulumuz, çalışma hayatımız, ailemiz ve sorumluluklarımız, sosyal ve özel yaşamımız ve diğer başka her alanda pek çok teste tabi tutaken yavaş yavaş uzaklaşıyoruz kendimizden, özümüzden, gerçek misyonumuzdan. Ruhani varlıklar olduğumuzu unutup günlük anlamsız, bedeni,geçici olayların karmaşasında kaybolup gidiyoruz. Sise giriyoruz ve kaybediyoruz asıl görevimizi, asıl yönümüzü, gerçek kimliğimizi.

En önemlisi de nefes almıyoruz. İşte bu nefes tutmaların, yada bilinçsiz yapılan solumaların bedenimizde, enerjimizde ve ruhumuzda nasıl bir tahribat yaptığını bilmiyoruz. Olaylar karşısında nefesimizi tutarak o anki duyguların nasıl blokajlar oluşturduğunu ve bunun hücre hafızamıza kaydedilerek genetik olarak yeni nesillere nasıl aktarıldığını, nefesle her türlü ama her türlü sağlık sorununun nasıl iyileşebileceğini ve hiç hasta olmamanın ne kadar kolay olduğunu, hep çok genç görünmenin nasıl mümkün olabileceğini, tüm yaşamın gizemini, '' Mucize Kursu ''yla hayatımızda nasıl mucizeler yaratabilineceğini öğreniyorsunuz bu derslerde.
Özellikle '' Mucize Kursu '' tüm hayallerinizin çok çok ötesinde, size yüzlerce yıllık quantum sıçramalar yaptıran, tüm yaşamınızı en derin, etkin ve tamamen büyülü bir şekilde sonsuza dek değiştiren bir öğreti.

Ben Transformal Nefes Tekniği ile, NFS ile bunları ve çok çok daha ötelerini öğrendim. Bu derslere katılmak, yaşamınız boyunca kendiniz için yapabileceğiniz en büyük iyiliktir. Kendiniz ve dolayısıyla tüm çevreniz için.Yaşamınızda başlayacak olan değişim ve dönüşümün ivmesini, bakışlarınızda ortaya çıkan o ışığın parlaklığını ve yüksekliğini buradan kelimelerle tasvir etmeye çalışmam gayet sönük kalacaktır.Bunu ancak o ortamı solursanız, gözlerinizle izlerseniz,sesleri dinlerseniz ve tüm hücrelerinizde duyumsarsanız anlayabilirisiniz.
NFS ile daha ilk günden itibaren mucizeler gerçekleştirmeye başlıyorsunuz hayatınızda. Ben buradan hepinize bunun mutlaka yaşamanız gereken bir süreç olduğunu söyleyebilirim sadece, ama biliyorum ki yalnızca buna hazır, gerçekten tamamen hazır olanlar ve doğru zamanı gelmiş olanlar çekileceklerdir kendiliğinden oraya.



Yeni tanışmanıza rağmen kendinizi yanında çok rahat hissettiğiniz, çok eskiden beri tanıyormuşsunuz hissiyle dolduğunuz, tam bir güvenle kendinizi O' na tamamen teslim ettiğiniz insanlar olmuştur hayatınızda. O insanlar, aslında, çok eskilerden sizin başka yaşamlar paylaştığınız, uzun karmalarınız boyunca hep yanınızda olmuş, kaderleri bir, özel bir görevle bu dünyaya gönderilmiş ruhlardır. Ve bu kişiler ilgili ilgisiz, gayet tesadüfi şekillerde, biri dağdan, biri tepeden, çölden yada denizden kopar gelirler ve tekrar '' bir '' olurlar eninde sonunda. İşte Nevşah Fidan, benim için hayatımdaki sayılı birkaç böyle insandan biridir.

Nevşah Fidan, hayatımın koyu karanlık bir döneminde sihirli bir çubukla var edilmişçesine, çok aniden ve ışıkla belirdi yanımda. O, benim için aslında kanatları olan ama insanların göremediği o kanatlarıyla, bana gökyüzünden gönderilmiş gerçek bir melektir.



Nevşah' la ve ekibiyle yaşadığım bu 3 günlük muhteşem serüveni ben buradan ne kadar anlatsam da biliyorum ki kullanacağım her türlü kelime aciz kalacaktır bana ve bize verdiklerini tarif etme çabama. Her zaman dediğim gibi, tüm yaşam sadece Allah' la sizin aranızda geçiyor, sizden ve sevgiden başka hiçbir gerçek yok.

Tüm bu bilgilerin ışığı altında, eğer biraz olsun merak uyandırabildiysem ruhunuzda siz de lütfen bir göz atınız. www.nevsahfidan.com

Daha sayfaya tıkladığınız o ilk saniyeden itibaren kendinizi bambaşka ve geri dönüşü olmayan muhteşem parlak bir yolda, büyülü bir sonsuzlukta bulacaksınız.

YAZARIN NOTU:


Geçtiğimiz haftalarda gazetelerde sayfa sayfa Nevşah hakkında şu sıra görülmekte olan bir davanın haberi çıktı.Eski eşi Serdar Şınlak kızının velayetini geri almak için dava açmış.

Hemen kendisine sordum. Dedim ki nedir bu durum?

Nevşah Fidan:

Evliliğimiz zarfında zaman içinde yaşama bakış açılarımız değişince anlaşmalı olarak 5 yıl önce boşandık biz Serdar' la. Kızımız için kendisinin vermeyi taahüt çok cüzi bir miktar dışında maddi hiçbir talebim olmadı kendisinden ve kızımız Melisa' nın velayeti bende kaldı. Ancak zaman içinde benim çok yumuşak tavırlarım yüzünden Serdar şartları had safhada esnetti. Melisa' yı evden aldı, getireceğim dedi eve geri getirmedi. Her haftasonu İzmir' e gidip gelmekten Melisa sürekli hasta oldu.Sadece kızımız için vermeyi taahüt ettiği çok çok cüzi katkı payınını hiç vermediği gibi çocuğu bugün olmadı yarın diyerek haftalarca bizi atlattı, Melisa' yı yanında tuttu, bana geri getirmedi. Melisa okulundan bile çok geri kaldı, bütün düzeni bozuldu. Bana hırsından kızımızın yaz okuluna ki çok özellikleri olan elit bir okul bulmuştum, gitmesine engel oldu. Hala boşanmamızı hazmedemeyip, bunun hırsını kızımızdan çıkarmasını benim anlamam mümkün değil. Ben kızımın rahatı için Melisa her okul değiştirdiğinde O' na kolaylık olsun diye sürekli tüm evimi yeni okulun yan sokağına taşıyan, yurt dışına sadece kızım için çıkan bir anneyim. Aslında mimarım ben. Zaman içinde hobim olan alanlarda çok ciddi eğitimler alarak mesleğimi değiştirdim. Şu anda yaşam koçuyum, yoga eğitmeniyim ve nefes terapistiyim. Bu konularda yazdığım pek çok kitabım da bulunmakta. İşim dışındaki zamanımı kızımla ve ailemle birlikte geçiriyorum.Daha önce basına kapalıyken hakimin kararıyla, basından gizli olmasına gerek yoktur hükmü, verilince herşey gazetelerde yazılıp çizilir oldu. Ben farkındalığı çok yüksek, yüzlerce insana seminerler veren, saf sevgiyle dolu, kızına bilge bir insan muamelesi yapan, anne kız ilişkimizi karşılıklı güven, şefkat ve sevgi üzerine oturtmuş bir anneyim.Eski eşim, kızımın velayetini benden geri alabilmek için kız arkadaşlarını bile şahit göstererek hakkımda iyi anne değildir gibi konuşmalar yaptırtıyor. Velayeti isteme nedeninide çok çalışıyor olmam olarak belirtmiş. Bundan daha saçma birşey olabilir mi? Benim bunları anlamam ve kabul etmem mümkün değil.

Biz konuşmamızı bu bitirdiğimizde Melisa yanımıza geldi. Etrafta sürekli şarkılar söyleyerek dolaşan, gözlerinin içi gülen, sevgi dolu,neşeli ve annesinin yanında çok huzurlu minik bir kız çocuğu Melisa.

Benimse, Nevşah' ın gazetelerde çıkan bu yalan yanlış haberlere buradan cevap verebiliyor olmasının huzuru vardı üzerimde. Sizden habersiz, hakkınızda orada burada yalan yanlış şeyler yazılması nasıl bir histir çok çok iyi bilirim zira.




Şahsen deneyimleyip mükemmel bulduğum bir tecrübemi paylaştım hepinizle bu hafta.

Sizlere bol NFSli günler diliyorum.